26 Nisan 2010 Pazartesi

muhtemelen sarhoştum bunu yazarken

sarhoş olup adını unutmak istiyorum
bir kuş olup gün batımına doğru uçmak
unuttuğum bir adı anmak
eziyet
anmadan aldığım her nefes
cinayet
yoksun artık
şarkı bile dinleyemiyorum bu yüzden
unutmak böyle bir şeymiş
koca bir dehliz
ıslak ve karanlık
koca bir boşluk
kaybedilen insanlık
tükeniş
yeniden ve bir daha tükeniş

hiç bir unutuş
bu kadar intikam nefesli olmadı
ve unut
ve öldür
seni

23 Nisan 2010 Cuma

18 Nisan 2010 Pazar

eski bir kaç mısra

eski paşa hamamının duvarının dibinde
kocaman bahçesi olan ahşap bir evdi
ilk hatırladığım
yüksek kavakların dallarına kargalar konardı.
her akşam üstü çığlık çığlığa haykırışırlardı.

üstünden bir ömür geçti sivastaki çocukluğumun
istemezdim ama büyüyüverdim
şimdi o ahşap evin üstünden koca bir asfalt geçiyor
herşeyi eziyor

ama yine de seviyorum sivası
yıllar sonra gidip hasret gidermeyi
çifte minareli medresede çay içmeyi
buruciyede revnakların gölgesinde sohbet etmeyi

istasyon caddesinden hükümet meydanına çıkmayı
geçmişten geleceğe yolculuk yapmayı
cıbıllar parkının mavi tentelerinin altında oturup
çocukluğumu hatırlamayı

hala orada duruyor
bana çarpıp kafamı gözümü dağıtan salıncak
hala çalımla sallanıyor
çoluğa çocuğa caka satarak

nerde benim elimden tutup haşlanmış mısır alan babacığım
komşumuz hüseyin dede
benim güzel anılarım, arkadaşlarım
çocukluğum
nerede

13 Nisan 2010 Salı

bitmedi valla bir türlü

bir akşamüstü gider hep terkedenler
dönenler hep bir bahar dalıyla gelir
kıştır aşkın bitiş mevsimi nedense
baharda bir aşkı gömmeye kıyamaz
hiç kimse
oysa yaşam öyle yalın kılıç bir eşkiya
ve zaman öyle sonsuz düşüş şelale
bakmaz gözünün yaşına
ne aşkın ne sevdanın
ne evladın ne ananın

bir deli savurandır kader
bakmaz mevsimin ne olduğuna
çıkar gelir ansızın
kırar sevdanın dalını sürgününü
kırar kalp gönül ne varsa

boyun büküp ram olurken insan evladı
ince ince işler ağıtları zaman

12 Nisan 2010 Pazartesi

Benden haberci olmaz arkadaş.

Pazar günü olan bir etkinliğin haberini ancak pazartesi gecesi yazabiliyorum. (Rahatsın, rahat!)


Pazar günü alaçatıda ot festivalinde ilgi çekenler:

 
  



Yaklaşık 40 çeşit yemek - ki çoğu börek cinsiydi- yarıştı.
















Jürideki incecik hanım (elena mavridi)
daha işin yarısında şişti.

gökçen  bey yemek yemekle kalmadı müziğe de keyifle eşlik etti. (ay karşılıklı göbek atılacak adam vallahi)






 Ayhan sicimoğlu’na gelince sırf karizma adam. HASTASIYIZ….

 Filistin otu diye bir otun olduğunu öğrendim. (Şaşırdım)


Sunucu hanım defalarca yarışma alanını boşaltma anonsu yaptıktan sonra bir kez de ingilizce anons yaptı. (çok güldüm)

Alaçatılı hanımlarla çeşmeli hanımlar tatlı bir rekabet içindeydiler. (birbirlerini süzmeleri ilginçti)

Veee yarışmayı çeşmeli bir hanım kazandı. Yarışmanın birincisi ‘40 otlu’ adındaki yemeği ile Ayşen Kadıbeşegil oldu.

Kırk  çeşit ottan yaptığı bir salatayla hem de.. (onca böregin içinde)

Şarap tadım standı en çok ziyaret edilen yer oldu (mmmm!)



Ay bu teyzeme hasta oldum. Yarışma boyunca alandan ayrılmadı.





8 Nisan 2010 Perşembe

          Alaçatı yepyeni bir festivalle bahara merhaba demeye hazırlanıyor. Alaçatı Belediyesi tarafından ilk kez düzenlenecek Alaçatı Ot Festivali ile, bu bölgede yetişen otlardan yapılan yemeklerle ot çeşitlerinin tanıtılması hedefleniyor. Etkinlikte; rüzgar sörfüyle, kumrusuyla, deniziyle, taş evleri ile ünlü Türkiye’nin en önemli turizm beldelerinden Alaçatı’nın kendi kültürü içinde farklı zenginliklere sahip olduğu da anlatılacak.


Yeni lezzetler


Bu festival ayrıca unutulmaya yüz tutmuş yöresel ot yemeklerimizi de gündeme getirip, bunları genç nesillere aktarabilmek için yapılıyor. Festival sayesinde her zaman aldığımız otlardan yepyeni yemekler yapma fırsatı bulabileceğiz, alışılmışın dışında lezzetler de keşfedebileceğiz.


Herkes katılabilecek


“Alaçatı Ot Festivali” kapsamında 11 Nisan Pazar günü Alaçatı Pazaryeri Cami Meydanı’nda yemek yarışması ve ot toplama yarışması düzenleniyor. Yarışmacılar, otları kendileri toplayacak ve yemeklerini yapacak. Yarışma komitesince belirlenecek saatte yemeğini yarışma alanına getirenler, yarışmaya dahil olabilecek. Ot toplama yarışmasında ise en fazla otu doğru toplayan yarışmacı, ödül almaya hak kazanacak.


Yarışma, kendine ve yemeklerine güvenen herkese açık. İsterseniz sizler de katılabilirsiniz. Yarışmada ayrıca profesyonel aşçıların hazırlayacağı yemekler de yer alacak. Otel ve restoranların aşçıları, yaptıkları ot yemeklerini ziyaretçilere sunacak. Yarışma sonrasında, yapılan yemeklerin tarifleri alınacak. Bu tariflerden oluşan “Alaçatı Yemekleri” isimli bir kitabın da hazırlanması düşünülüyor.

JÜRİ ÜYELERİ

Yarışmada değerlendirmeyi yapacak jüri üyeleri ise şu isimlerden oluşacak:


Ayhan Sicimoğlu (Gurme, Müzisyen, TV yapımcısı), Elena Mavridi (Yunanistan ? Gazeteci), Erhan Şeker (Uluslar arası yemek yarışmalarında ödül sahibi, şef), Gökçen Adar (Gurme, yazar), Mr. Mamalakis (Yunanistan'da tanınan Tv programcısı), Mara Meimaridi (İzmir Büyücüleri kitabının yazarı), Nedim Atilla (Gazeteci, yazar)




Günün festival olarak yaşanmasını sağlayacak etkinlikler;


1-Yemek yarışması


2-Ot yarışması


3-Panel


4-Profesyonel ve Amatör aşçılardan ot yemekleri sunumu


5-Tattırma etkinlikleri


6-Müzik gösterileri


7-İmza günü etkinliği


8-Satış ve sergi stantları

3 Nisan 2010 Cumartesi

kimse gelmedi

     cumartesi sabahına kadar geleceklerini sandığımız misafirler son anda arayıp, bizi aslında çok da fazla özlemediklerini farkettiklerini, tarafımıza bildirince, duyduğumuz hayal kırıklığını gidermek için kendimizi alaçatı pazarına attık.
          nisan ayının girmesiyle çeşme ve alaçatı yükünü tutmaya başladı. bugün pazara gelmeyeni yok yazıyorlardı. pazar daha tam formunu bulmadı ama az kaldı. bugün alman ve hollandalı turistlerin oldukça çok olduğunu gördüm.
   hadi bakalım istanbul...  daralmadınız mı hala o koca şehirdeki hır-gürden? trafik çilesinden, kalabalıktan..ılıca sahilinde güneşlenmeye başladık biz. iki günlüğüne kaçın allasen. gelin bir çayımı için.

31 Mart 2010 Çarşamba

çok uyuzum bugünlerde

        hafta sonu misafir gelecekmiş. bir hafta öncesinden haber verdiler.  ev lillili.... banyo tuvalet ovulacak, nevresim, çarşaf çıkarılacak, salon ve yatak odası elden geçirilecek. ve ben üşeniyorum. gündüzün çalışıp akşam dinlenme fantezileri kurarken bulaşık makinası boşaltasım yok. çamaşırları ayrıp ütüleyesim de yok.
ayrıca rejim yapasım ve de aç durasım da yok.
sigarayı bırakasım hiç yok.
yok oğlu yok.
nasıl olacak bu işler bilmiyorum. neyse iki gün var açarım burda halimi paylaşıma....

28 Mart 2010 Pazar

kopup koparıp kaçmak


kimi zaman
kimi k lar
kafanızı
kurtarmanın
kolayıdır.

26 Mart 2010 Cuma

pişmanlık

sırtımın
en uzanamadığım yerine saplanmış
paslı, kör bir bıçak.
ihanet değil
aşk değil

pişmanlık.

25 Mart 2010 Perşembe

yeni baştan

aman kaç sefer oldu bilmem böyle yeni baştan yeni baştan büyük laflar edeli. neyin başı? ne bitmiş ki ne başlasın yeniden. insan kendini teselli etmek için nasıl da uğraşıyor. nasıl da temiz sayfa meraklısıyız. evet temiz olmalı ki sayfa, yeniden itinayla kirletelim. misal ben blogcunun derin tarih sayfalarında dolaşıp bir sürü güzel, kötü adam tanıyıp sonra uzun süren hastalıklarla uğraşıp bilgisayardan, internetten, hayattan uzak kalan, ama ne yapıp edip kertenkele gibi kuyruğumu inşa eden bir aklı evvelim. yeniden. yeniden buralara geldim. alpernatifi okudum bir kadeh kekremsi şarap içer gibi. geç kalmadım ki derken geç kalan ressam arkadaşımı okudum, kedisini merak etim yeniden. ataleti okudum, ekinoksu yakaladım. keşkülü aradım zımparaya gitmiş. hasılı burdayım be. keyfim yerine geldi. yaşlandık ama olsun. yaşlanamayanlar da var.